Adalet mi ?

Alın size adalet...

Alnından öpüyorum; düzeni-adaleti kurmaya , korumaya, görmeye , anlamaya, anlatmaya tercüman olmaya önce kendinden başlayanın...

Keşke tüm kurumlar  kendilerini böyle  sigaya çekse...

Cuma günü mezuniyet törenindeki tıp öğrenciliğinden doktorluğa adım atan Tuğba Akın'ın isyanını hepimiz gördük, duyduk okuduk. Yıllardır bu konuda boğaz patlatıyoruz ama nafile...

En iyisi bu özeleştiriyi Tuğba'nın ağzından tekrar aktaralım.

Ne diyordu genç doktor:"Doktor arkadaşıma, anne babamı teslim etmem!" Ne acı bir cümle! Doktor bunu düşünüyorsa halk ne yapsın? Demek ki, bu lafı eden kişi kendisini bilen kişidir herşeyden öte ve yaşadıklarını, eğitimini, yeterliliğini,yetersizliğini... Olması gereken seviyede görmüyor.

Konuşmaya biraz daha göz atalım:

“İnternler arasında yaptığımız ankete göre arkadaşlarımızın sadece yüzde 2.8’i gelecekten umutlu. Geri kalan kısım ise meslek yaşantısı ile ilgili beklentilerinin gerçekleşmesi konusunda umutsuz ve karamsar. Hekimlik gibi prestijli bir mesleğe birkaç adım kala hekimlerin karamsar olmasının nedeni çok açık. Çünkü bizler siyasi dengeleri hâlâ oturmamış, sağlık politikalarının sürekli değişiyor olduğu ve hekimine gereken değer ve imkanın verilmediği bir ülkede yaşıyoruz"

Şu koca ülke nasıl da siyasi rant uğruna harcanıyor görüdünüzmü?

 Devam edelim:


" Kendi döneminizden bir hekim arkadaşınıza anne babanızı emanet eder misiniz?’ Çıkan sonuç aslında çok vahim. Sadece yüzde birimiz ailemizi tam güvenerek, aynı dönemde mezun olduğumuz hekim arkadaşına emanet ediyor. Burada hem kendi, hem de fakülte eğitimimiz adına ciddi bir öz eleştiri yapmalıyız. Aslında bu sorunun cevabı bir başka anket sorusunda saklı. ’İnternlük döneminizde eğitiminizi kimlerden aldınız?’ İntern arkadaşlarımız bu soruya, iş yükü zaten ağır, vakti kısıtlı olan ve zaten kendisinin burada bulunuş amacı eğitim almak olan asistan hekimler olarak cevap vermişler. Oysa ki tıp fakültesinde sadece bir sene sonra tek başına hasta bakacak olan hekim adaylarına eğitim vermesi gereken kişilerin öğretim üyeleri olması gerekli değil midir?”

Bakınız koskoca bir ülkenin insan bedeni bu ellere teslim ediliyor, oysa onları eğitenler zaten eğitim alma süreleri dolmamış asistan hekimler imiş. Yazık..

Devam edelim;

’Hoca yüzü görmüyoruz’

“Bu fakültenin öncelikli amacı hekim yetiştirmek değil midir? O zaman neden bazı polikliniklerde hiç hoca görmeden, sabahtan akşama kadar sadece asistan hekimlerle hasta bakıyoruz? Neden bazı bölümlerde öğrenci pratiklerini öğretim üyeleri yerine asistanlar yaptırıyor? Bizler burada hastanenin iş yükünü azaltmak için mi varız? Bedava iş gücü olarak mı görülüyoruz? İnternlerin yüzde 74’ü öğretim üyelerinin tekrarlayan eğitici eğitimi almaları gerektiğini düşünüyor. Yine anket sonuçlarına göre, intern hekimlerin bir çoğu kendini birinci basamak sağlık kuruluşlarında çalışmak için yetersiz hissediyor. Birincil amacın pratisyen hekim yetiştirmek olduğu fakültemizde bu durumda amaç ile sonuç birbirine uymamaktadır. Öğrenciler internlük dönemlerinde, izin hakkı dahi olmadan çalıştırılıyor. Hastalanmaları yasak. Yakınlarının nişan, düğün törenleri gibi önemli olaylarda dahi izin alamıyorlar. Bu ankette amacımız birilerini üzmek değildir. Bunların hepsi düzeltilebilir.”

Buyrun, sanki seçmeli ders! Bu konunun ciddiyeti hala kavranmamışsa, hala ders verecek hoca yoksa konuşmak neye yarar, hırslanmak neye yarar..? Kızcağız eleştirisini yapmış, çok da güzel yapmış ben buna kalem değdiremem o nedenle olduğu gibi verdim.

Fakat burada sözüm Tuğba'yı destekleyen rektöre ve profesörleredir. Zira Atatürk'ü dillerine dolamışlar, Atatürk'te Atatürk deyip durmaktalar. Bende size soruyorum bu çocukları sizler yetiştirmiyor musunuz? Sizin alnınızdan öptüğünüz kişiyi Atatürk'te öperdi eminim ama size ne derdi acaba? Hiç düşündünüz mü? Atatürk 'Beni Türk hekimlerine emanet edin' derken, herhalde sizlerin yetiştirdiği kişilerden ve sizlerden bahsetmemişti!

Acaba Atatürk şimdi yaşasaydı size kendisini emanet edermiydi ? Birde bunu düşünün.


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !