Bursa, Osman gazi, Orhan gazi, Ulu Cami ve ben...

Neresinden başlamalı anlatmaya bilemiyorum!

 

Tophane’yi mi? Ulu cami’yi mi? Tarihi çarşısını mı ? Cumbalı evlerini mi? Hacivat’ı, Karagöz’ü mü? Külliyelerini mi? Surlarını mı? Yoksa Evliya’nın dilediği gibi kıyamete kadar yeşil kalacak Bursa’nın doyumsuz yeşilliğini mi…? 

 

İlk defa gittiğim Bursa’yı bu kadar güzel bulacağımı doğrusu tahmin etmemiştim.

 

Bir heyecanla çıktım ki er meydanına! Osman gazi’yle buluştum önce, hemen yanı başında Orhan gazi yatıyordu. Onlara bu güzel yurdu bizlere bırakmakta öncülük ettikleri için şükranlar sundum dualar okudum. Tophane’den yeşil Bursa’yı izledim kuşbakışı ki; enfesti!

 

Hiç ummadığım bir anda öğlen namazında Ulu Cami de namaz kılarken buldum kendimi. O ne huşu o ne tat ! Heyhat! Anlatırken bile tüylerim diken, diken oluyor.

 

Boşuna koskoca Osmanlı’ya başkentlik yapmamış dedim içimden. Tepelerde kurulmuş, Uludağ’ın eteklerine doğru bir ahenkle yayılmış yer yer tarihi binaları ile, çeşmeleri, külliyeleri ile, tarihi ve modern çarşıları, sokakları, caddeleri ile eski ile yeninin ahenkle kaynaşmış hali insanı mest ediyor…

 

Velhasıl Bursa’dan geçtim, Mudanya’ya Karaca bey'e bayıldım, Yeşilliğine hayran kaldım. Yine de gezip göremediğim yerleri olduğu için hayıflandım…

 

Yeşil Bursa; Seni bir daha görmek nasip olur inşallah..!

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !